Çünkü biz öğretmenler sadece ders anlatmıyoruz. Bir çocuğun geleceğine, hayallerine, karakterine ve hayata bakışına dokunuyoruz. Bugün sınıfta karşımızda duran öğrenciler, yarının bilim insanları, mühendisleri, doktorları, sanatçıları, yöneticileri ve anne babaları olacaklar.
Bu nedenle öğretmenin yaptığı iş, aslında geleceği inşa etmektir.
Ama benim için öğretmenliğin en önemli tarafı sevgidir.
Ben öğretmenliği, “öğretmenlik eşittir sevgidir” diye tanımlıyorum. Çünkü bir öğrenciyi gerçekten tanımadan, onu anlamadan ve ona değer vermeden sadece bilgi aktararak iyi bir öğretmen olunabileceğine inanmıyorum.
Öğrencinin başarısına sevinmek, başarısız olduğunda yeniden denemesi için cesaretlendirmek, hata yaptığında onu kaybetmemek ve en önemlisi onun kendisine inanmasını sağlamak...
Bence öğretmenlik tam olarak budur.
Bazen öğretmenin söylediği bir cümle, bir öğrencinin hayatını değiştirebilir.
“Sen başarabilirsin.”
Belki öğretmen için sıradan bir cümledir ama o öğrenci için hayatı boyunca taşıyacağı bir özgüvene dönüşebilir.
Elbette öğretmenlik sadece sevgi değildir. Sevginin yanında bilgi, emek, sabır, adalet, sorumluluk ve sürekli kendini geliştirmek vardır. Çünkü öğrencilerimize verebileceğimiz en büyük değer, onları sadece sınavlara değil, hayata hazırlamaktır.
Benim için öğretmenlik;
Bilgi vermektir ama bilgiyle sınırlı değildir.
Bir çocuğun elinden tutmaktır.
Ona kendine inanmayı öğretmektir.
Geleceğe umutla bakmasını sağlamaktır.
Ve sonunda şuna inanıyorum:
Öğretmenlik bir meslekten çok daha fazlasıdır.
Öğretmenlik bir vatan borcudur.
Bu borcun temeli sevgidir, gücü bilgidir, karşılığı ise yetiştirdiğimiz güzel insanlardır.
